Yıl: 2025

  • Ulu Ozan Barış Manço’nun Dıral Dede’nin Düdüğü şarkısının yeni bir sırrı çözüldü. 50 sene önce 1970’li yıllarda 2023, 2024 ve 2025 eserlerini yazan bir ozandan söz ediyoruz. Barış Manço’nun Hoca Ahmet Yesevi ile olan manevi bağı ortaya çıktı. Her ikisini rahmet ve dua ile anıyoruz. Hoca Ahmet Yesevi, 12. yüzyılda bugünleri görerek Ahir Zaman Şeyhleri şiirini yazmıştır. Şiirde de yer alan para toplarken ağlayan, halkı aldatan, lüks ve şatafat içinde yaşayan ahir zaman şeyhleri malumunuz. Barış Manço’nun Dört Kapı eserinde dervişliğin bir lokma bir hırka olduğu yer alır. Bugün ise durum tam tersi!

    Barış Manço’nun eserinde yer alan “Ama Paylaş ardından herkes dua etsin” sözünü emir telakki ederek bu hakikati elimizden geldiğince paylaşıyoruz. Maalesef halkın çoğunluğu tam da Barış Abi’nin tarif ettiği gibi “devekuşu gibi şaşkın şaşkın bakınıp” hakikate karşı kafasını kuma gömerek, kulaklarını ve gözlerini kapatarak kurtulacağını düşünüyor.

    Son yıllardaki yangınlar, depremler, don felaketleri vb. tüm felaketler İlahi ikazdır. Görenedir görene, köre nedir? köre ne? Özellikle depremlerdeki 17 sayısı ve numerolojisinin karşılığı Maun Suresi ve Tarık Suresidir. Maun suresinde dini istismar ederek halkı aldatan münafıklara karşı uyarı vardır. Tarık suresinin 17. ayetinde bu inkarcılara mühlet verildiği bildirilmiştir. Maun suresi 17. indirilen sure olup, Kur’an-ı Kerim’de 107. sıradadır. 7 ayettir. 107, 17, 7 -> 777 -> 7’den 77’ye… Tarık Suresi 17 ayettir. 5 vakit namazda 17 farz rekat vardır.

    Sabah : 2 rekat farz

    Öğle : 4 rekat farz

    İkindi : 4 rekat farz

    Akşam : 3 rekat farz

    Yatsı: 4 rekat farz

    Toplam: 17 rekat farz

    6 Şubat 4:17 -> 17 Depremin büyüklüğü 7.7

    Yaralı Sayısı : 107 bin -> 107 -> 17

    17 Ağustos 1999 -> 17 -> Vefat Sayısı 17 bin

    10 Ağustos 2025 – 27 Ekim 2025 6.1 Sındırgı Depremleri arasında 2 Ay 17 gün vardır.

    78 gün = 1+77

    Papa’nın İznik ayini 2025 – 325 = 1700 -> İznik Konsilinin 1700. yılı -> 17

    Hoca Ahmet Yesevi’nin “Âhir Zaman Şeyhleri” eseri bir rüya ile işaret edildi. Biz de bu iki eserin birbirini tamamladığını gösteren bir aranjman hazırladık.

    Bu iki eserin birleşimi sonucunda ortaya çıkan eser Maun Suresine ait Metafizik mesajı mucizevi bir şekilde vurguluyor. Tağuta tabi olan Âhir Zaman Şeyhlerinin maskelerini düşürüyor. Tağutların, Ahir zaman şeyhlerinin yetim ve yoksulun hakkını, kamu hakkını engellemeleri Maun suresinde mucizevi bir şekilde yer almaktadır:

    MAUN SURESİ:

    1) Gördün mü o dini yalan sayıp din hakkında yalan söyleyeni

    2) Yetimi itip kakar o

    3) Yoksulu doyurmayı özendirmez, yoksulun rızkını engeller

    4) Vay haline lanet olsun o namaz kılanlara ki

    5) Namazlarından habersiz ve gafildirler.

    6) Riya ve gösteriş için namaz kılarlar.

    7) Maun’u/Kamu hakkını/Zekatı/Yardımı/İyiliği engellerler.

    Hazırladığımız klipte, gündemden düşmemesi gereken Yenidoğan Çetesi skandalına ait haber görsellerine yer verdik.

    Hoca Ahmet Yesevi, silsile olarak Hz. Ali’ye bağlıdır. Hz. Ali’nin soyundan gelmektedir. Barış Manço’nun da Hacı Ahmet Yesevi’ye bağlı olduğunu ispatladık. Hoca Ahmet Yesevi 12. yüzyılın müceddididir.

    Hadis-i Şerif:

    “Şüphesiz ki, Allah her yüzyılın başında bu ümmete dinî işlerini yenileyecek hir müceddid gönderecektir.” (Ebu Davud, Melahim, 1).

    DIRAL DEDE’NİN DÜDÜĞÜ VE ÂHİR ZAMAN ŞEYHLERİ

    Hele destur (destur) maşallah, bu ne bolluk böyle?

    Hele destur (destur) helalinden kazandıysan söyle

    Hele destur, gözümüz yok, Allah daha çok versin

    Ama paylaş, gel beni dinle, paylaşırsan sevaba girersin

    Durmaz keramet satar, âhir zaman şeyhleri

    Her gün battıkça batar, âhir zaman şeyhleri

    Aç gözünü, daha vakit erken, gör şeytanın “Gör” dediğini

    Bir kulak ver de dinle sağır sultanın duyduğunu

    Sen öyle devekuşu gibi şaşkın şaşkın bakınırsan

    Bir gün duyarsın elbet Dıral Dede’nin düdüğünü

    Hele destur (destur) maşallah, bu ne iştah böyle?

    Hele destur (destur) yetim hakkı yemedin mi, söyle

    Hele destur, gözümüz yok, afiyet, şeker olsun

    Ama paylaş, gel beni dinle, gariplerin de karnı doysun

    Farzı geriye atar, nafile oruç tutar

    Diîni paraya satar, âhir zaman şeyhleri

    Beline kuşak bağlar, sözleri yürek dağlar

    Para toplarken ağlar, âhir zaman şeyhleri

    Ağlaması göz boyar, her gün ayağı kayar

    Kendini adam sayar, âhir zaman şeyhleri

    Başına sarık sarar, kendine mürid arar

    İlmi yok neye yarar, âhir zaman şeyhleri

    ****** MAUN SURESİ MESAJI *********

    Yetimi itip kakar, diîni yalan sayar

    Din ile aldatır, yoksulun hakkını çalar

    Zekât, Maun, Kamu hakkı yok sayar

    Vay haline! Gaflet ve riya ile namaz kılar!

    Vay haline! Ahir zaman şeyhleri!

    ***************************************

    Şeyhü’ş-Şeytan Ahir zaman şeyhleri!

    Aç gözünü, daha vakit erken, gör şeytanın “Gör” dediğini

    Bir kulak ver de dinle sağır sultânın duyduğunu

    Sen öyle devekuşu gibi şaşkın şaşkın bakınırsan

    Bir gün duyarsın elbet Dıral dedenin düdüğünü

    Hele destur (destur) maşallah, bu ne kudret böyle?

    Hele destur (destur) zayıfları ezmedin mi, söyle

    Hele destur, gözümüz yok, Allah daha iyi etsin

    Ama paylaş, gel beni dinle, ardından herkes duâ etsin

    Dünyaya kucak açar, zoru görünce kaçar

    Her yere küfür saçar, âhir zaman şeyhleri

    Şeyhlik ulu bir iştir, Hakka doğru gidiştir

    Yaklaşılmaz ateştir, âhir zaman şeyhleri

    Salih şeyhler nerdedir, kötüler her yerdedir

    Hak yoluna perdedir, âhir zaman şeyhleri

    Aç gözünü, daha vakit erken, gör şeytanın “Gör” dediğini

    Bir kulak ver de dinle sağır sultânın duyduğunu

    Sen öyle devekuşu gibi şaşkın şaşkın bakınırsan

    Bir gün duyarsın elbet Dıral dedenin düdüğünüü…

    Aç gözünü,daha vakit erken,

    Aç gözünü artık vakit çook geç!

    Söz: Barış Manço, Hoca Ahmet Yesevi,

    Maun Suresi Mesajı: Dıral Dede

    Aranjman: Dıral Dede’nin Düdüğü

    Rumble Linki:
    https://rumble.com/v754ne4-maun-suresnden-bugne-kaz-hoca-ahmet-yesev-ve-bari-manonun-emanet-432-hz.html?mref=4ok178&mc=trdby

    #MaunSuresi #DıralDedeninDüdüğü #HocaAhmetYesevi #AhirZamanŞeyhleri #haber #müzik #cover #SONDAKİKA

  • Barış Manço’nun Emaneti: Dıral Dede’nin Düdüğü Bölüm2 – Maun Suresi Tefsiri (Sesli E-Kitap)

    Barış Manço, Dıral Dede’nin Düdüğü şarkısında Maun suresini açıklamıştır. Bu bölümde, Maun suresinin tefsirini Dıral Dede’nin Düdüğü şarkısının sözle¬rini kullanarak yapacağız. Şarkının sözlerini Maun suresinin 7 ayetine karşılık gelecek şekilde 7 kısma ayıracağız. Okumak İslam’ın ilk emridir. İlk inen ayet: “Yaradan Rabbi’nin adıyla oku” (Alak, 1). Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v), “Namaz Dinin Direğidir.” bu¬yurmuşlardır. Namaz İslam’ın şartı ve en önemli ibadettir. Buna rağmen, Maun suresi kul hakkının, yetim ve yoksul hakkının namazdan önemli olduğunu bildirir. Demek ki sadece namaz kılmak yeterli değildir. Fatiha suresinin, Maun suresini bilmeden kılınan namaz ilimsiz namazdır. Bu durumda namaz kılan kişi Maun suresinde bildirildiği gibi namazından habersiz ve gaflet içindedir.
    Maun suresinde na¬mazı gösteriş için kılan münafıkların alametlerinden bahse-dilir. Barış Manço’nun Dıral Dedenin Düdüğü şarkısı, Maun suresinin üç farklı şekilde tefsiridir. Şarkı, ilk bölümde helal olmayan kazancın iştahla yenilmesini eleştirir. İkinci bölümde yetim hakkı yenilerek elde edilen mal ve bolluk eleştirilir. Üçüncü bölümde ise zayıfları ezen kudretli zalimler eleştirilir.

    Kitap Hakkında
    Barış Manço’nun rüyada bıraktığı gizemli emanet, geçmişten günümüze uzanıp geleceğe ışık tutan bir yolculuğun kapılarını aralıyor. Dıral Dede’nin Düdüğü şarkısında gizlenen şifreleri, sembolleri ve derin manevi anlamları çözen bu kitap, Barış Manço’nun eserlerinde işlediği ahlaki değerleri, paylaşma, gelir adaleti, helal kazanç, yetim hakkı ve hesap günü gibi önemli mesajları adım adım açığa çıkarıyor.

    Rüyayla başlayan bu serüven, numeroloji ve manevi sembollerle dokunmuş bir zamanda yolculuk niteliği taşıyor. Her açılan kapıda, Barış Manço’nun sayılarla şifrelediği anahtarlarla, emanetin gerçek anlamını keşfedecek ve onunla yüzleşeceksiniz.

    Geçmişin ışığını kullanarak geleceğe yön vermek isteyenler için bu kitap, uyanışın ilk adımı olabilir. Türkiye’yi ve dünyayı değiştirecek, daha iyi bir yer haline getirecek sırlar bu kitapta saklı. Diğer bölümler de dizi hâlinde eklenecektir.

    E-Kitabı Google Play Kitaplardan Alabilirsiniz.:
    https://play.google.com/store/books/details?id=hDItEQAAQBAJ

    Web sayfamız:
    diraldedenindudugu.com

    İÇİNDEKİLER

    BÖLÜM Dabbetü’l-arz
    SONUÇ

    BÖLÜM Dıral Dede’nin Düdüğündeki Şifreler

    BÖLÜM Maun Suresi Tefsiri: Dıral Dede’nin Düdüğü

    BÖLÜM Rüyadaki Emanet

    BÖLÜM Gelecekten Gelen Uyarı

    BÖLÜM Mega Manço’daki Diğer Sırlar

    BÖLÜM Namaz ve 17 Sayısının Sırrı

    BÖLÜM Ashab-ı Kehf ve Uyanış

    BÖLÜM Hüseyni Selam

    BÖLÜM Halil İbrahim Sofrası

    BÖLÜM Sarı Çizmeli Mehmet Ağa ve Ahmet Bey’in Ceketi

    BÖLÜM Kırk Yılda Bir Gelir Barış Gibisi

    BÖLÜM Olmaya Devlet Cihanda Bir Nefes Sıhhat Gibi

    BÖLÜM Nick The Chopper

    BÖLÜM Barış Manço’nun Atatürk’ün Evini ve Anıtkabir’i Ziyareti

    BÖLÜM Toplum Mühendisliği ve Zehirli Müzik Frekansı 440 Hz

    BÖLÜM Toplumdaki Ahlaki Çürüme ve Çöküş

  • Bu 12 İmam ne yapar, neci bunlar? Ne iş görür?
    Tevhidi gösterirler.

    “Ha, bak öyle gel bura, gel bura, Keramet bende, gel bura,” demezler.

    Ne demiş Hazreti Pir Ahmet Yesevi Hazretleri:

    Başına sarık sarar
    Kendine mürit arar
    İlmi yok, neye yarar
    Ahir zaman şeyhleri

    Dünyaya kucak açar
    Zoru görünce kaçar
    Her yere küfür saçar
    Ahir zaman şeyhleri

    İşte o sahte ahir zaman şeyhlerinin ataları da gün geldi, Hazreti Hüseyin’in kanını döktüler Kerbela’nın toprağına… O Kerbela ki, “kerb ve bela”; üzüntüyle belanın yurdu.

    Ki dedesi, Allah’ın Resulü, bunun olacağını ona söylemişti.

    “Başım toprak, özüm toprak, cismim toprak… Hakk’a kavuşur muyum?” diye ruhum müştak. Her şey ona kavuşur muyum, diye can atar. Boşa söz söyler mi pirim Yesevi?

    Kerbela’ya geldikleri vakit, döndü yoldaşlarından birine sordu, İmam Hüseyin Efendimiz:

    “Burası neresidir?” dedi, “Adı nedir bu memleketin?”

    “Kerbela” dedi o soruyu yönelttiği…

    Cevabı duyan Hazreti Hüseyin devesinden indi, gözleri yaşardı, “Allah’ım,” dedi, “Kerbden beladan Sana sığınırım.”

    “Burası kanımızın döküleceği yer,” dedi dostlarına. Zalimler sandılar ki onu öldüreceğiz, o bekler ki o, Ona kavuşsun, Tevhid sırrına erişsin.”

    Atabey Hüseyin Hakkı Kahveci:
    “SIR SIRRI BİLENİNDİR. SIRRI BİLEMEDEN,BULAMADAN SIRRA ERENLERİ UNUTMA !”
    TEVHİD = TEKBİR = TEK BİR

    Barış Manço’nun Hüseyni Selam adlı eseri de Kerbela ve Hüseyin’i anlatır. Hüseyin’e Selamdır. Dizi sahnesine Hüseyni Selam müziğini ekledik. Hüseyni Selam adlı eserin anlatılan Kerbela kıssası ile tam uyum gösterdiğini fark ettik. Bugün Hz. Hüseyin’in mübarek başının sergilendiği Emevi Camii’nde namaz şovu yapanlar da işte bu zalimlerin, Muaviye’nin ve melun Yezid’in yolundadır. Maun suresi gösteriş için kılınan namazları lanetler. Mescid-i Dırar olan Emevi Camii için Gaziantep’te halı diktirenler de kamu malını israf etmekte; mevcut Suriye yönetiminin (HTŞ) katliamlarını meşrulaştırmışlardır. 4 Şubat tarihinde bu yüzden mi Cölani Türkiye’ye özel uçakla getirildi? HTŞ Terör örgütüdür. Emevi Camii’nde kılınan namazlarla, Gaziantep’te dokunan halıyla ve 4 Şubatta Ankara’da yapılan görüşme ile terör örgütü meşrulaştırılmıştır.

    Hz. Muhammed Tevbe Suresi 107. Ayet üzerine münafıkların mescidini yıkmıştır.

    Tevbe Suresi 107: Münafıklardan bir grup, İslâm ve müslümanlar aleyhinde zararlı faaliyetler yapmak, kâfirleri desteklemek, mü’minlerin arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve Rasûlüne karşı savaşmış olanların gelip kendilerine katılmasını beklemek maksadıyla bir mescid yaptılar. Üstelik bunlar: “Bu mescidi yaparken iyilikten başka bir şey düşünmedik” diye yemin de ederler. Allah şâhittir ki, onlar kesinlikle yalancıdırlar.

    107’nin Maun suresinin Kur’an sırası olması da bir Kur’an mucizesidir. Tevbe 107 münafıklardan bahseder. Maun suresinin indirilme sırası da 17’dir. Yüce Allah, Maun Suresinin 7 ayetinde münafıkların 7 alametini bildirir. Bugünün tarihi : 17.03.2025

    Cölani -> Öcalan benzerliği!

  • Barış Manço’nun Can Bedenden şarkısının 1989 ve 1999 yılındaki kayıtlarını birleştirerek şarkının tamamı için remix oluşturdum. Şarkı bu son haliyle muhteşem ötesi oldu. Barış Manço’nun şarkının 1989 ve 1999 yıllarındaki kayıtlarını birleştirilmek üzere tasarladığını anladım. Birleştirmek bize nasip oldu. Barış Manço’nun 1989 yılında, Abant gölünde bir kış günü çektiği klibe, bu remixi HD kalitesinde ekledim. Bu çalışma, 1989 ve 1999 yıllarının seslerini ve hatıralarını bir arada barındırdığı için çok değerli… Bu yeni remix, sahip olduğu frekanslar ile uyanışa da vesile olacaktır. Kulaklık veya ses sistemi ile dinlemenizi tavsiye ederiz.

    Barış Manço’nun 1989 ve 1999’daki Can Bedenden şarkısının yorumu… Klibin Remixli süresi 4:44 Barış Manço bu şarkının kayıtlarını birleştirince dört dörtlük oluyor demek istemiş. Barış Manço 11 ve 4 sayılarını burada da kullanmış. 44 = 4×11 Barıs Manço da kesinlikle bu iki yorumu birlikte dinlemiş. Mucizevi bir müzikal tasarım, harmoni, ahenk ve uyum ile karşılaştık. Bu kadar uyum olması tesadüf olamaz. Bunu fark ettiğim için çok mutlu oldum.

    Youtube Linki: https://youtu.be/SyEI9lOHV1c?feature=shared

  • Barış Manço, Siyaset Meydanı programındaki konuşmasında Türkiye’de müzik türlerinin popülerleşmesinin belirli tarihsel olaylarla bağlantılı olduğunu anlatmıştır.

    1950’lerden sonraki çok partili hayata geçişle birlikte, türkülerin yeniden gündeme geldiğini belirtiyor. Daha sonra, belirli tarihlerin (27 Mayıs 1960, 12 Mart 1970, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1998) müzik türleriyle olan ilişkisini vurguluyor. Barış Manço yaşanan sert (darbe), yarı sert (muhtıra) ve yumuşak olaylarla toplumun beğenisine sunulan müzik türleri arasında bir bağlantı olduğunu ifade etmiştir. Konuyla ilgili bir belgesel çalışmasının bitmek üzere olduğunu haber veriyor. Bu yayından bir ay sonra ise şüpheli bir şekilde vefat ediyor. Barış Manço’nun bu gerçekleri açıklaması birilerini rahatsız mı etti? Ölümüne kalp krizi süsü mü verildi? Çeşitli iftiralarla ve itibar suikasti ile amaçlanan ve gizlenen neydi? Yoksa bu itibar suikastiyle, bir suikast mi gizlenmeye çalışıldı?

    Barış Manço’nun bu konuşmasını da, söz ettiği parametrelere ait grafik ile birlikte sizlerle aşağıda paylaşıyoruz. Bu gerçekleri bir üniversite ya da fakültenin araştırması gerektiğini söylüyor. Biz Barış Manço’nun bu isteğini bir vasiyet olarak kabul ederek detaylı teknik bir araştırma yaptık.

    Şimdi Barış Manço’nun bahsettiği müzik türlerini pozitiften negatife puanlandıralım. Bu puanlandırmayı, müziğin kişi üzerindeki psikolojik ve manevi etkilerini göz önüne alarak yaptık:

    Müziklerin Duygu Seviyeleri (Pozitiften Negatife)
    Anadolu Pop : 5 Puan (En Pozitif Müzik)
    Türküler : 4 Puan
    Aranjman: 3 Puan
    Yeni Pop : 2 Puan
    Arabesk: 1 Puan (En Negatif Müzik)

    Barış Manço, Cem Karaca ve Erkin Koray Anadolu Pop (Rock) ile Türk Milleti için en pozitif müzik türünü icra etmişlerdir.

    Barış Manço’nun bahsettiği grafiği aşağıda, duygu seviyesi parametrelerine ve yıllara bağlı olarak çizdirdik.

    Bu grafikte bu duygu seviyesi değişiminin tarihlere göre değişimi verilmiştir. Kontrol işareti, toplum mühendisliğinde belirli duygusal tepkileri yönlendirmek amacıyla kullanılan semboller veya unsurlardır; müzik gibi iletişim araçlarıyla bireylerin psikolojik durumunu etkileyerek istenen toplumsal davranışları oluşturmayı amaçlar. Bu kontrol mekanizması, kontrol eden tarafın iktidarını artırırken, kontrol edilen toplumu zayıflatıp pasif hâle getirir. Aslında bir bakıma narkoz vererek toplumu uyutur. Burada toplumun kullandığı gıdaların GDO’lu olması, tarım ilaçları, içme suyuna katılan klor gibi maddeler de etkilidir. Ayrıca açlık ve yoksul sınırı altında yaşayan halk, yeterli beslenemediği için her geçen yıl zeka ve bilinç seviyesi düşmektedir. 2025 yılında, tarım ürünlerimiz tarım ilaçlarından diğer ülkeler tarafından geri çevrildi. Avrupa’daki en kalitesiz içme suyu Türkiye’dedir. Avrupa’nın birçok şehrinde çeşme suyu arıtılmadan içilebilmektedir.

    Mevcut Eğitim sistemi, toplum mühendisliğinin bir parçasıdır. Son 20-25 yılda onlarca kez sistem değişikliği yapılarak eğitim yap-boz tahtasına dönüştürülmüştür. Ortada ne eğitim vardır, ne de bir sistem. En çok değişen bakan, Milli Eğitim Bakanı olmuştur. İlkokul öğrencilerine orta okul ve lise konuları gösterilmektedir. Daha okumayı yeni öğrenen 2. sınıf öğrencilerine aşırı zor Matematik problemleri çözdürülmeye çalışılmaktadır. Daha soruyu anlayamayan öğrenciden bu soruları çözmesi beklenmektedir. Öğrencilere yapılan aşırı bilgi yüklemesi nedeniyle, öğrenciler öğrenmeleri gereken minimum bilgi ve beceriyi bile kazanamamaktadır. Öğrenciler özgüvenini kaybetmektedir. Verilen aşırı miktarda ve zor olan ödevleri öğrenciler değil, velileri yapmaktadır. Bunu öğretmenler de bilmektedir ve ödevi bu şekilde vermektedirler. Örneğin, İkinci sınıfa giden öğrencinin sunum hazırlamasını beklemektedirler. Ödevler öğrencilere değil velilere verilmektedir. Bu aşırı ödevler, öğrenci ile veliyi karşı karşıya getirmekte, aile huzurunu bozmaktadır. Aileler ödevlerden dolayı tatilleri evde ödev yaparak geçirmektedir.

    Kontrol işaretini klima örneğiyle anlatabiliriz. Odanın sıcaklığı 27 derece olsun, biz 22 dereceye getirmek istiyorsak kumandadan dereceyi düşürürüz. Çok soğuduğunda ise dereceyi yükseltiriz ya da kapatırız. Klima, sıcaklık 22 dereceye geldiğinde devir düşürür. Klima, odanın sıcaklığını bizim istediğimiz değere ayarlamak için motorun devrini kontrol işareti ile ayarlar. Toplumu kontrol eden üst akıl da işte bu yöntemi kullanır. Kontrol sistemleri; ısıtma soğutma sistemleri, otomobil, uçak ve uzay araçlarında kullanılır.

    Müzik türlerinin duygusal düzeyleri, aslında kontrol sisteminde sisteme uygulanan kontrol işaretleri gibidir. Topluma farklı düzeylerde duygusal kontrol işaretleri uygulanmıştır ve toplum bu müziklerle istenen duygusal düzeye ulaştırılmıştır. Bu sayede, siyaset ve toplum mühendislerinin yani üst aklın istediği toplumsal olaylara ortam sağlanmıştır. Özellikle 1980 darbesinden sonra, arabeskle birlikte gelen duygusal seviye düşüşü çok tuhaftır; toplum en yüksek düzeydeki pozitif müzikten en düşük düzeydeki negatif müziğe maruz bırakılmıştır. Bu da toplumu duygusal yıkıma götürmüştür.

    70’lerdeki pozitif duygusal durum 80’lerde Arabesk müzik ile pasifize edilerek sıfırlanmıştır. Bu da insanları pasif ve edilgen durumuna getirmiştir. Toplum, 70’lerdeki mücadele ruhundan otoriteye tamamen boyun eğer duruma gelmiştir. 70’lerdeki bu mücadeleci ruhu da bazı iç ve dış güçler sağ ve sol olarak ayrıştırarak provoke etmişlerdir. Bu da aslında Soğuk Savaş’ın ülkemizde olan yansımasıdır. Halk, komünist ve faşist gibi söylemlerle ikiye bölünmüştür. Komünist denenler Rusya’yı destekleyenler, faşist denenler ise ABD’yi destekleyenlerdir. Komünist söyleminde muhafazakar kesimin dini duyguları da kullanılmıştır.

    TÜRKÜLER (1940-1950’ler, 1998’den sonra)
    Türküler, 1950 Demokrat Parti ve 2002 AKP iktidarlarına toplumu hazırlamıştır. Muhafazakar görünümlü partiler türküler sayesinde iktidara gelmiştir.

    Türkülerle toplumun muhafazakar duyguları “okşanarak” muhafazakar görünümlü Demokrat Parti iktidara getirilmiştir. Demokrat parti, ilk dönem toplumun din duygularını kullanarak halk desteğini artırmıştır. Muhafazakar iktidarlar, ezanın tekrar Arapça haline getirilmesi, başörtüsü yasağının kaldırılması, Anadolu ve Fen liselerinin dahi imam-hatip lisesine dönüştürülmesi v.b. icraatler sayesinde halktan destek almışlardır. Ancak diğer taraftan besmeleyle kiliseler açılmış, domuz eti kasaplık et olarak serbest bırakılmış, hastanelerde yenidoğan bebeklerin para için öldürülmesine göz yumulmuş, Papaya, Patrikhane’ye, Hahamlara Cumhuriyet tarihinde ilk defa Türk topraklarında ayinler yaptırılmıştır. Gelir adaletsizliği, yolsuzluk, hukuksuzluk, dinin siyasete alet edilmesi sonucunda dine zarar verilmiştir. Bunun sonuncunda, Ateizm ve deizm rekor düzeye ulaşmıştır. Yeni yetişen nesil, bunlar müslümansa biz değiliz demeye başlamıştır.

    1954 seçimlerinden sonra ekonomik koşulların da kötüleşmesi sebebiyle, Demokrat Parti iktidarı muhalefet üzerinde baskı kurmaya ve otoriterleşmeye başlamıştır. Bu durum 2013 sonrası AKP iktidarıyla benzerlik göstermektedir. Demokrat Parti’nin Rusya ile olan yakınlaşması sonucunda, ABD destekli 27 Mayıs Darbesi gerçekleşmiştir. Bugün iktidar ortağı olan Milliyetçi partinin kurucusunun da darbede başrol oynaması dikkat çekicidir.

    Türkiye İslami Değerler Endeksine göre 2015 yılında 65. sıradayken 2022 yılında 100. sıraya kadar geriledi. Bunun anlamı şudur: İslami Değerler Endeksine göre gerilemek demek Münafıklığın, inkarın ve küfür düzeninin, adaletsizliğin ve zulmün artmasıdır.

    Nisa Suresi 145. Ayet: “Şüphesiz münafıklar cehennemin en alt tabakasındadırlar. Onları oradan kurtaracak hiçbir yardımcı da bulamazsın.”

    Aslında muhafazakar iktidarlarla toplum daha dindar olmuyor daha da dinsizleşiyor.
    İslami Değerler Endeksine dair sıralama, tüm dünyadaki bağımsız akademisyenler tarafından adalet, insan hakları, uluslararası ilişkiler, ekonomi, siyaset gibi kriterlere göre tarafsız bir şekilde puanlama yapılarak gerçekleştiriliyor.

    İşte belgesi: https://islamicity-index.org/wp/latest-indices-2022/

    Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’a, Avrupa seyahatinden dönüşünde “Nasıldı?” diye sormuşlar. Şöyle cevap vermiş: “İşleri var dinimiz gibi, dinleri var işimiz gibi..”

    ARANJMAN MÜZİK (1960’ler)
    1960’lı yıllarda, muhafazakarlaşan halk, Aranjman Müzik ile batılı bir çizgiye çekilmek istenmiştir. Soğuk Savaş döneminde ABD kendi kültürünü Aranjman Müzik ile empoze ederek Türk Halkını ABD safına çekmiştir. Aynı zamanda 27 Mayıs Askeri darbesinin sert ortamı bu müzik türüyle ve özgürlükçü 1960 anayasasıyla yumuşatılmıştır.

    Aranjman Müzik, Muhafazakar duygulara hitap eden Türkülere tepki olarak ortaya çıktı. 27 Mayıs darbesinden sonra toplumun tekrar batılılaşması istendiği için aranjman müzik toplumun beğenisine sunulmuştur. Batı etkisi taşıyan aranjman müzik, halk için bir çıkış yolu olarak öne sürülmüştür. 1961 Anayasası’nın sağladığı özgürlükçü ve yumuşatılmaya çalışılan ortam da aranjman müziğin batılılaşmayı özendiren yumuşak etkisiyle pekişmiştir. Böylece Ajda Pekkan, Tanju Okan ve İlham Gencer gibi sanatçılar bu tarzın temsilcileri olarak öne çıkmıştır.

    ANADOLU POP / ROCK
    1970’ler: Anadolu Pop gelişti. 1970’lerde Türkiye, toplumsal mücadelelerin ve sağ-sol çatışmalarının yoğun yaşandığı bir dönem olarak öne çıkar. Anadolu Pop akımı, bu dönemde halk müziği ile batı müziğini birleştirerek halkın mücadeleci ruhunu yansıtır. Ancak, bu dönem içinde halkın, sağ ve sol olarak ayrıştırılmasıyla kitleler arasında derin bir toplumsal bölünme yaşanmıştır. Anadolu Pop ise bu ayrışmayı, verdiği birlik ve beraberlik mesajlarıyla önlemeye çalışmıştır. Anadolu Pop denilince akla, Barış Manço, Cem Karaca ve Erkin Koray gelir.

    ARABESK MÜZİK
    1980’ler: Arabesk müzik ön plana çıktı. 1980’lerdeki 12 Eylül Darbesi, sağ-sol çatışmaları ve anarşi ortamını bastırmak için sert önlemlerle gelen baskıcı bir dönemi başlattı. Darbe sonrası toplum sıkı bir kontrol altına alınarak siyasi faaliyetler yasaklandı ve ağır sansür uygulandı. Bu süreç, toplum mühendisliğiyle halkın duygusal durumunu yönlendirme çabalarının açık bir örneğidir. Arabesk müziğin bu dönemde yükselişi, halkın duygusal çöküşü ve kaderciliği artırılarak bireylerin pasifize edilmesi stratejisini destekledi.

    Arabesk müzik, çaresizlik ve kabullenme temalarını işlerken, “Batsın Bu Dünya” gibi şarkı sözleri halkın ruh halini yansıtarak bu çaresizlik ortamını güçlendirdi. Bu müzik türü, bir yandan toplumsal tepkinin ifadesi olarak ortaya çıkmış gibi görünse de, diğer yandan halkın siyasete dair mücadele azmini kırarak boyun eğme duygusunu pekiştiren bir araç hâline geldi.

    Darbe sonrası ANAP iktidarıyla gelen teknolojik gelişmeler ve ekonomik liberalleşme gerçekleşirken; sosyal, kültürel ve ahlaki anlamda gerileme yaşandı. Arabesk müzik, bu süreçte toplumsal kaderciliği ve kültürel yozlaşmayı derinleştiren bir unsur olarak öne çıktı. Arabesk Müziğin en bilinen sanatçıları, Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur ve Müslüm Gürses’tir. 1980’lerde taksilerde, dolmuşlarda, yolda sokakta bu müzik türüyle melankoli ve üzüntü içinde geçti hayatımız.

    YENİ POP (1990’lar)
    Çok kanallı medya sayesinde “yeni pop” adıyla hareketli ve yüzeysel müzikler yaygınlaştı. . Eğlenceli ritimlere sahip olsa da yüzeysellik ve geçici duygusal tatmin sunmaktadır. Bu müzik türü sezonluk olarak dinlenir, bir sonraki sezon ya da birkaç ay içerisinde unutulur. Dinleyici, bu tür müziklerle derin duygusal bağlar kurmaktan kaçınmakta ve geçici bir eğlence deneyimi yaşamaktadır. Toplum bu müzik türüyle iyice balık hafızalı ve vefasız hale gelmiştir.

    İLAHİ VE EZGİLER (1990’lar)
    Bu dönemde aynı zamanda dini içerikli ilahi ve ezgilerin de bu müzik türüne tepki olarak yaygınlaşmıştır. İlahi ve ezgi türündeki müzikler Refah Partisini güçlendirmiştir. 1994 yılında birçok büyükşehir belediyesini Refah Partisi kazanmıştır. 1996 yılında Refah-Yol iktidara gelmiştir. Refah Partisinin radikal söylemleri ve tavırları 1997 28 Şubat Post-Modern darbesine ortam hazırlamıştır. 28 Şubat darbesi ile birden ortaya çıkan türküler AKP iktidarına ortam hazırlamıştır.

    1998’den Sonra Yine Türküler
    1998’de ise 28 Şubat süreciyle birlikte yeniden türkülerin gündeme gelmiştir. Süreç aynı 1950 Demokrat Parti iktidarı öncesindeki gibi işlemiştir. 28 Şubat ve İnönü dönemlerinde Dini özgürlüklerin kısıtlanmış olması nedeniyle halk muhafazakar görünümlü işbirlikçi iktidarların kucağına itilmiştir.

    Genel olarak, müzik türlerinin halkın beğenisine sunulmasındaki değişikliklerin, ülkede yaşanan yumuşak ya da sert toplumsal ve politik tutumlarla paraleldir. Üst akıl, Türk Halkı ile kedinin fareyle oynadığı gibi oynamıştır. Toplumu istediği siyasal düşünce yapısına müzik ile, televizyon programlarıyla hazırlamıştır. Kadın programları, ahlaksız TV dizileri ile toplum ahlaki ve kültürel olarak çökertilerek topluma son darbe vurulmuştur. Dizilerdeki kavga, gürültü, silah ve adam öldürme sahneleri, gerilimli 440Hz müzik ile insanları tahammülsüz ve kavgacı bir hale getirmiştir. Gerçek tarihle yakından uzaktan alakası olmayan tarihi diziler iktidarın propaganda aracına dönüşmüştür. Gerçek tarihi bilgilere uygun olmayan vurdulu kırdılı kılıç sahneleri ile toplum şiddete teşvik edilmiştir. Toplum Tin suresindeki gibi alçağın en alçağı durumuna planlı olarak getirilmiştir.

    440Hz müzik, Nazi Almanyası’nın Propaganda Bakanı Goebbels tarafından toplum mühendisliği ve zihin kontrolü için kullanılmıştır. La = 440Hz frekansı müzik endüstrisinde standart hale gelmiştir. Tüm müzik enstrümanları ve ekipmanlar 440Hz standardına göre üretilmektedir.

    440 Hz FREKANSI
    440 Hz frekansı; olumsuz propaganda amacıyla kullanıldığında insan psikolojisinde olumsuz etki yapmaktadır. Arabesk müzik, agresif reklam müzikleri, gerilimli dizi müzikleri insanın ruh halinde yıkıcı etki yapmaktadır. Bazen sabah kalktığımızda adeta kafamızın içinde akşam izlediğimiz reklamın, şarkının veya dizinin müziği çalar. İşte bu durum 440 Hz müziğin olumsuz kullanımına örnektir çünkü bütün gece o reklam müziği bilinçaltımızda tekrarlandı. Yarım dakikalık reklamla bilinçaltımıza işlemiş oldular.

    432 Hz FREKANSI
    432 Hz ise insanın doğal frekansına en uygun frekanstır. 4+3+2 = 9’dur. 432 = 16×27 = 2x2x2x2x3x3x3’tür. İnsanın ve tabiatın doğal frekanslarının tam katıdır. Nikola Tesla 3, 6 ve 9 sayılarını evrenin anahtarı olarak tanımlamıştır. 432 sayısı 3, 6 ve 9’un tam katıdır. 432’deki rakamları toplarsak : 4+2 = 6 -> 6+3 = 9’dur.

    Barış Manço’nun Gülhane konserinde müziğin frekansını 432Hz olarak ölçtük. Ancak albüm kayıtlarındaki frekans teknik sebeplerden dolayı 440 Hz’dir. Müzik aletleri ve ekipmanlarına ait standartlardan dolayı Barış Manço albümlerinde mecburen 440Hz kullanmıştır. Tüm müzik enstrümanları 440 Hz müziğe ayarlı olduğu için kayıttan sonra ton ayarı yapıldığında seste bozulmalar oluyor. Barış Manço, 440 Hz müziği insanlara olumlu duyguları ve iyiliği aşılamak için kullanmıştır. Halil İbrahim Sofrası, Sarı Çizmeli Mehmet Ağa, Gönül Ferman Dinlemiyor, Dıral Dede’nin Düdüğü gibi onlarca eseri dünyanın geçici olduğunu, iyiliğin ise kalıcı olduğunu vurgular:

    “Yaz dostum! Yoksul görsen besle kaymak bal ile”
    “Yaz dostum! Kimse göçmez bu dünyadan mal ile”

    DIRAL DEDE’NİN DÜDÜĞÜ ŞARKISINDAKİ SIRLAR:

    Barış Manço Dıral Dede’nin Düdüğü şarkısında bugünkü bu acı gerçekleri açıklamış:

    Hele destur! Maşallah, bu ne iştah böyle?

    Hele destur! Yetim hakkı yemedin mi, söyle!

    Hele destur! Gözümüz yok, afiyet şeker olsun

    Ama paylaş, gel beni dinle, gariplerin de karnı doysun

    Aç gözünü, daha vakit erken, gör şeytanın gör dediğini

    Bir kulak ver de dinle sağır sultanın duyduğunu

    Sen öyle devekuşu gibi şaşkın şaşkın bakınırsan

    Bir gün duyarsın elbet Dıral Dede’nin düdüğünü

    Aç gözünü, daha vakit erken, gör şeytanın gör dediğini

    Hele destur! Maşallah bu ne kudret böyle  

    Hele destur! zayıfları ezmedin mi söyle  

    Hele destur! Gözümüz yok Allah daha iyi etsin  

    Ama paylaş, gel beni dinle, ardından herkes dua etsin

    Barış Manço Dıral Dede’nin Düdüğü şarkısı Maun suresinin tefsiridir. Maun suresi gibi yetim hakkına, yoksul hakkına, kamu hakkına, zekata vurgu yapar. Maun, Kamu Hakkı, zekat, iyilik anlamına gelmektedir.

    Din kisvesi altında, yetim hakkı yiyen ve garipleri aç bırakan emekliyi açlığa mahkum eden ve zayıfları ezen bellidir. Barış Abi daha ne desin? Aç gözünü demiş, sağır sultan demiş, devekuşu gibi kafanızı kuma gömmeyin demiş. “Gör şeytanın gör dediğini” deyimi gizli olanı gör demektir. Yani şeytan ayrıntıda gizlidir. Din kisvesi altında dinsizlik yayılmaktadır. Şeytan sahte din ile dinsizleştirmektedir. Müslümanlar Kur’an-ı Kerim’in mesajından habersizdir. Sağır sultanın duyduğu Kur’an-ı Kerim’e, bilhassa da Fatiha ve Maun surelerine kulak vermemektedir.