Barış Manço’nun Dıral Dede’nin Düdüğü Şarkısındaki Dıral Dede Kimdir?

Barış Manço’nun 1992’de yayımladığı Mega Manço albümünde yer alan Dıral Dede’nin Düdüğü, albümün 7. parçasıdır. Buradaki 7 sayısı, 7 kat göğü ve İsrafil (a.s.)’ı simgeler. Barış Manço’nun bu şarkıyı Maun Suresini açıklamak ve insanlara duyurmak için yazdığını daha önce ispat etmiştik. Maun suresi, yetim ve yoksulların hakkını yiyenlerin, onları ezenlerin, kamu malını israf edip yardımı engelleyenlerin gösteriş için kıldıkları namazların kendilerini cehenneme götüreceğini anlatır. Allahutaala, Maun suresinde münafıkların alametlerini bildirmiştir. Bunlar gösteriş için namaz kılıp dini ve ahiret gününü inkâr edenlerdir. Detayları önceki yazılarımızda ve e-kitabımızda okuyabilirsiniz.

Peki Dıral Dede kimdir? Dıral Dede, dört büyük melekten biri olan İsrafil (a.s.)’dır. Ancak Dıral Dede, yoruma bağlı olarak farklı anlamlarda da kullanılmış olabilir. Dıral Dede’nin düdüğünün duyulması, İsrafil’in kıyamet günü sura üflemesi anlamına gelir. İlk kez sura üflendiğinde bütün canlılar korku ve dehşetle sarsılır. İkinci kez üflendiğinde, bütün kâinat altüst olup kıyamet kopar ve tüm canlılar ölür. Üçüncü kez sura üflendiğinde ise, tüm ölüler, kendilerini yoktan var eden Allah tarafından diriltilir. Ardından, mizan kurulup çetin bir hesap günü başlar.

Zilzal Suresinde kıyamet günü her şeyin en ince ayrıntısına kadar hesap edileceği anlatılır. Hassas adalet terazisinde, kim zerre kadar iyilik yaparsa mükâfatını, kim zerre kadar kötülük yaparsa cezasını bulur. Dıral Dede’nin Düdüğü, teknolojiyi durduracak bir frekans, bir sayha veya Nibiru (Tarık Yıldızı) gibi bir gök cisminin getireceği küçük kıyamet anlamında da kullanılabilir.

Yasin Suresinde kendilerine gönderilen elçileri öldüren bir kavmin tek bir sayha ile helak edildiği anlatılır. Bu sayha, Cebrail (a.s.)’ın çığlığı olarak da yorumlanır, yani Cebrail’in düdüğüdür. Ölüm de insan için küçük kıyamettir; her canlı bir gün ölümü tadacaktır. Bu bakımdan, Dıral Dede insan hayatının bitiş düdüğünü de çalar. Bu yüzden Azrail (a.s.)’ı da simgeler. Depremler ve tabiat olayları ise Mikail (a.s.) tarafından yönetilir. Depremler de Mikail’in düdüğü olarak ifade edilebilir.

Aslında Dıral Dede temelde İsrafil (a.s.)’ı ifade etse de, Cebrail (a.s.), Azrail (a.s.) ve Mikail (a.s.)’ı da simgeler. Sonuç olarak geniş düşünüldüğünde, Dıral Dede dört büyük meleği de ifade eder.

Dıral Dede, zulme dur diyen bir insanı da tasvir etmektedir. Ahilik teşkilatı da zulmü, adaletsizliği ve haksızlığı engellemek için kurulmuştur. Dıral Dede deyince aklımıza Dede Korkut hikâyeleri gelir. Dede Korkut Hikâyeleri’nde, insanın faniliğine, gelip geçiciliğine, doğru ve dürüst olmaya, haksızlığa karşı durmaya dair güçlü göndermeler vardır. Toplumun zulme sessiz kalması sonucunda, Barış Manço gibi bir vazifeli kişi gelerek Dıral Dede’nin Düdüğü şarkısıyla herkese bu düdüğü çalmıştır. Ondan sonra gelen bizler de bir rüya ile verilen vazife ile onun bu eserini açıklayarak bu düdüğü çalmaya devam ediyoruz. Barış Manço, rüyamıza girerek bize bu emaneti teslim ettiğini bildirmiştir. Daha sonra farklı rüyalarla, onun eserlerindeki şifreleri çözmemizle bu durumu teyit etmiş bulunmaktayız. İspatı aşağıdaki yazılar, e-kitabımızda ve Youtube videomuzda mevcuttur. Barış Manço, şarkısında “Ama paylaş gel beni dinle, paylaşırsan sevaba girersin” diyerek bu gerçeğin paylaşılmasını istemiştir.

Zulüm Arş-ı Âlâ’ya ulaştı; bunu yaşanan felaketlerden anlıyoruz. Kur’an-ı Kerim’deki kıyamet alametlerinden biri de Dabbetü’l-Arz’ın çıkmasıdır. Neml Suresi 82. ayette Allah şöyle buyurur:

“Söylenen başlarına geleceği vakit, bunlar için yerden bir ‘dabbe’ (canlı) çıkarırız ki bu, onlara insanların ayetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler.”

Birçok müfessir, Dabbetü’l-Arz’ı bilinmeyen bir yaratık olarak tefsir etmiştir. Hatta bu yaratığı kuyruklu olarak da tasvir edenler vardır. Dabbeyi insan olarak yorumlayanlar da mevcuttur. Dabbe, yiyen, içen ve yeryüzünde gezen canlı anlamına gelmektedir. İnsanlarla konuşacağına ve onların iman getirmemiş olduklarını söyleyeceğine göre, bir insan olması muhtemeldir. Kur’an-ı Kerim’de haber verilen Dabbetü’l-Arz’a her Müslüman inanmak zorundadır.

Hz. Ali, Dabbetü’l-Arz’ın kuyruğu değil sakalı vardır demiştir. Sakal burada Dıral Dede’yi de akla getiriyor. Dıral Dede’den kastedilenin Dabbetü’l-Arz olabileceği ihtimali yüksektir. Çünkü Dıral Dede, yetim hakkı yiyenleri, zayıfları ezenleri, gösteriş için namaz kılanları ve zulme sessiz kalanları düdüğünü çalarak ifşa etmektedir. Bazı kişiler zulme karşı çıkıyor gibi görünseler de gerçekte zulmedenleri desteklemektedirler. Bu çıkardıkları ses, gösteriş ve kendilerini gizlemek içindir; aslında bunlar da suça ortaktır. Dabbetü’l-Arz, “Siz aslında hakkıyla iman etmiyorsunuz” der ve bu sözünde tamamen haklıdır. Müslümanlar gerçekten iman etselerdi üç günlük dünyanın üç kuruşluk malına bu kadar gönül vermezler ve ölümden korkmazlardı. Sonuç olarak da zalimler bu kadar cesur olamazdı. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in “Ahir zamanda camiler dolu olur, ama içlerinde bir tane bile gerçek mümin yoktur” hadisi bugün gerçek olmuştur. Dabbetü’l-Arz’ın, ahir zamanda insanları uyaran ve doğru yola çağıran bir uyarıcı olduğunu söyleyenler de vardır.

Barış Manço, bizleri Dabbetü’l-Arz gelmeden uyarmış olabilir. Dabbetü’l-Arz, Kıyametin büyük alametlerinden birisidir. Dabbetü’l Arz geldiğinde inanan ve inkâr edenleri ayıracaktır. Onları damgalayarak, hak ile batılın net bir şekilde ayrılmasını sağlayacaktır. Bir hakem gibi düdüğünü üfleyerek din ile aldatan münafıklara kırmızı kart gösterecektir.

Yorum bırakın